
İnsanoğlu
sarılmayı ne zaman ve nerede fark etti veya keşfetti? Bu sorunun
kesin olan tarafı yanıtının tam olarak
bilinmezliğidir. Tarihler böyle bir kaydı
tutmamışlardır. Böyle bir
kayıtsızlığın eksiklik olduğunu kaç
kişi düşünmüştür
acaba? İnsanoğlu sarılmaya neden ihtiyaç
duymuştur? Vahşi hayvanlardan korktuğu için olabilir.Sevgi ihtiyacından sarılmış
olabilir.Ölüm karşısında bir savunma olarak
sarılmış olabilir. Ki Eric FROMM
tüm edimlerimizin altında yatan temel nedenin ölüm korkusu
olduğunu söyler. Bir açlığı doyurmak
için sarılmış olabilir. Doğada sarılabilecek yegane varlığın insan olduğunu
kavrayarak sarılmış olabilir. Her ne kadar son
yıllarda hayvanlara sarılmayı insana sarılmadan daha
önemli gören bir kitle oluşmuşsa da. Çaresizliğinden
sarılmış olabilir. Cinselliğin bir boyutu olarak
sarılmış olabilir. Bu ihtimallere daha bir o kadar ve hatta daha
fazla seçenek eklenebilir. Ama kesin bir tarafı var ki sarılma
insanın insana bağışladığı bir
güzelliktir.
İnsanın insan tenini bedeniyle
algıladığı sarılmanın
sağaltıcılığı nereden geliyordur acaba?
Avrupa’da bulunan hasta yataklarının üçte ikisinde
ruhsal problemleri olan insanlar yatıyorlarmış. Acaba bunun
nedeni sarılmanın Avrupa’da eksikliği midir?
Sarılmaya farklı toplumların tepkileri nedir hiç
düşündünüz mü? Mesela bizde iki erkeğin kol
kola dolaşması normalken batı da çok farklı
anlamlara tekabül edebilmektedir.
Sarılmanın güzelliğine bir
de sarılabilecek değerde bir insan bulunca ortaya çıkacak
güzelliği insanın güzellik dağarcığı
yetmiyordur kesin. Bunu kulağın duyabildiği ses frekanslar gibi
düşünmek gerek. Kulağımız nasıl ki belirli
frekansların altındaki ve üstündeki sesleri alamıyorsa
beynimiz de bazı güzellikleri algılayamıyor. Ya da
sarılmalarımıza iğrenç açlık ve
amaçlar yükleyerek çirkinleştiriyoruz. Bir
politikacının seçim döneminde yoksul bir
çocuğa sarılmasını düşünün. Ya da abazanın birinin hiç
tanımadığı bir hayat kadınına
sarılmasını. Bunu insanın yoksulluğu olarak
almak gerek. Sarılmalar iyi niyetle ve sevgiyle birleştiği
zaman torbalar dolusu ilacın yapamayacağı etkiye sahiptir.
Çünkü bu yaşlı gezegende sevgiye yanıt
vermeyecek tek varlık yoktur.
Yüreğin getirdiği
sarılmalarınız var mıdır? Yoksa yazık
olmuştur derim. Çıkarsız beklentisiz sarılmalar. Bir
açlığa veya yoksulluğa yaslanmayan sarılmalar.
Eğer sarılacağınız biri ve önüne
geçilemez bir sarılma arzunuz yoksa bu yazıyı okuyarak
geçirdiğiniz zamana da yazık oldu.
Mehmet
BEYAZTAŞ